| Nesimi Çimen |
|
|
|
| Yazar Alevi | |
| Cuma, 29 Eylül 2006 | |
1929 veya 1931 Adana`da dogduNesimi Çimen 1931 yilinda Adana’nin Saimbeyli Kazasinin Fatmakuylu Köyü’nde dogdu. 1941 yilinda on yasindayken ailesiyle birlikte Kayseri’nin Sariz kasabasina bagli Incemagara Köyü’ne göçtü. Oniki yasinda heveslenerek cura çalmaya basladi. Bulundugu ortamda Alevi deyislerini ögrendi ve çevresinde, kendine özgü yorumlariyla ilgi gördü. O günden ölümüne kadar curasini elinden birakmadi, curasiyla birlikte iki Temmuz 1993’te Sivas’ta seriatçi ateste yandi. Yoksul bir Kürt ailedendi. Daha çocuk yasta hayatini çalisarak kazanmaya basladi. 1946 yilinda evlendi, tekrar göçtü. Bu defa Adana’nin Kozan kasabasinin Faydali Köyü’ne yerlesti. O köyde çapacilik yapti. Kalaycilik ve bakircilik ögrendi. Geçimini köy köy dolasarak bu mesleklerden sagladi. Bir yil sonra tekrar Kayseri-Sariz’ a göçtü. 1953 yilinda askere gitti. 1956 da tekrar Adana Kadirli’ye döndü. 1959 da ise Maras- Elbistan’in Akdil Köyü’ne yerlesti. 1960 yilinda tekrar Kadirli’ye dönen Nesimi Çimen’i bu kadar sik göçüren neydi? 1962 yilindan sonra Istanbul’a yerlesti ve bir mozaik fabrikasina isçi olarak girdi. Isçilikle birlikte Nesimi’nin hayati da biraz düzene girdi. Yeni kurulan Türkiye Isçi Partisi ile tanisti ve partiye üye oldu. TIP’in düzenledigi bir çok gecede kendi demelerini ve Alevi deyislerini çalip söyledi. 1984’ten 1987 yilina kadar Isveç’te yasadiktan sonra, orada oturma hakki olmasina ragmen ülkeye dönmüstü. Dönmeden önce Almanya’nin bir çok kentini, bu arada Berlin’i de ziyaret etmisti. Sanki dostlariyla vedalasmaya çikmisti, curanin bu büyük ustasi... Türkiye’de eserlerini yayinlamak istiyordu. Umarim, onun „acilarimi dile getireyim“ dedigi eserleri zaman geçmeden yayinlanir. Nesimi eserleriyle sevenlerine ulasir. Nesimi Çimen sik sik „sermayemiz laf“ derdi. Muhabbetine katilanlar, onun basindan geçenleri nasil bir ögreti gibi anlattigina sahittirler. Ben bir tanesini size aktarayim: Nesimi Çimen, arkadaslari Osman Dagli ve Mehmet Tokatli ile asiri bir sicak günde Istanbul’da bir cadde de birini beklemektedirler. Gelecek, saatler geçmesine ragmen gelmemistir. Sicaktan ayakta duramaz hale gelen üç arkadas yakinlarindaki camiyi görerek gölgesine siginmak isterler. Kapida caminin hocasi Nesimi’ye „dur sen giremezsin“ der „Elindeki ne“ diye sorar. Nesimi „Cura“ diye yanitlar soruyu. „Onunla içeri giremezsin“ der hoca. Nesimi; „Niye girilmesin Hoca. Surda bir Müslüman gelse. Elinde kitabiyla içeri girmek istese engel mi olacaksiniz?“ „Onu elbette sokariz“ der Hoca. Nesimi, „o halde ben de girecegim, cura benim kitabim“ der ve girer caminin içine. Sicaktan kavrulmus üç arkadas gölgede biraz rahatlamislardir. Nesimi Çimen uzaniverir caminin ortasina. Hoca tekrar görevini yapar. „Allanin evinde böyle uzanilmaz!“ Nesimi cevabi yapistirir: „Be Hoca, bura Allah’in evi, bende ona misafir geldim. Yani Allah’in evinde de mi rahat edemeyecegiz?“ Hoca ne söyleyecegini sasirmistir. |





1929 veya 1931 Adana`da dogdu