Etkinlik Takvimi

Ekim 2008 Kasım 2008 Aralık 2008
Pa Pa Sa Ça Pe Cu Cu
Hafta 44 1
Hafta 45 2 3 4 5 6 7 8
Hafta 46 9 10 11 12 13 14 15
Hafta 47 16 17 18 19 20 21 22
Hafta 48 23 24 25 26 27 28 29
Hafta 49 30
Yeni Etkinlik Gönder Yeni Etkinlik Gönder

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Anasayfa
KURBAN BAĞIŞLARINIZI BEKLİYORUZ
aa_amblem0001

KURBAN BAĞIŞLARINIZI BEKLİYORUZ!

 

 

kurbanlik 
Göksun’unKeklikoluk Köyün’den Makbule Kılıç’ın elle halıya dokuduğu tığlanmış Koç Kurbanı
(Kaynak: Alevi Akademisi Arşivi)

Kurban kavramının insanlığın gündemine girişi oldukça eskilere uzanır. Tarihin eski dönemlerinde, tanrılara ve tanrıçalara insan da kurban edilirdi. İbrahim Peygamber’le birlikte insan yerine koç ve diğer hayvanlar kurban edilmeye başlandı. Bu nedenle Kurban Bayramı, insanlık tarihinin katettiği yol bakımından son derece önemli bir evreyi ifade etmektedir.

Devamını oku...
 
ALEVİLİK'TE KURBAN TÖRENİ
KURBANIN YERİ ve TANIMI

Ali Duran Gülçiçek

koc.jpgTanrı-İnsan-Doğa sevgisine ve birliğine dayanan Alevilik’te asıl kurban, nefsini tığlamaktır; „canım kurban, tenim tercüman“ diyerek Mansur dârında ikrar verip ikrarında durmaktır; İlim ve irfanla olgunlaşıp erenler yolunda el ele, el Hakk’a meydana gelmektir. Alevilik’te Tanrı’ya yaklaşmanın en güzel yolu, sevgiden, güzellikten, doğruluktan, iyilikten, yani kâmil (olgun, yetkin) insan olmaktan geçer.

İbranice “korbân” sözcüğünden, Aramice yoluyla Arapçaya geçen “kurban”, sözcük anlamıyla “yakın olma, yakınlaşma ” demektir. Genel anlamıyla, Tanrı’ya mânen yaklaşmak, yakınlık göstermek için sunulan ve vasıta kılınan şey; kurban, adak.

Devamını oku...

 

 
ANADOLU İNANÇ ve KÜLTÜR...


ANADOLU İNANÇ ve KÜLTÜR TARİHİNDE SEYYİD BATTAL GAZİ KÜLT KİMLİĞİ


Yağmur SAY


Emeviler döneminde Anadolu'da Bizans'a karşı yapılan savaşlarda ün kazanmış, Müslümanlar ve özellikle Alevi-Bektaşi Türkler arasında büyük bir gazi-velî kimliğiyle yüceltilip, destan kahramanı yapılmış "Müslüman Emîr" , “Gazi-Evliya” olarak adlandırılabilecek Battal Gazi'nin tarihsel kimliğiyle, söylencelere dayanan edebî ve efsanevî  kimliği bilimsel çalışmalarda dahi birbirine karışmıştır. Anadolu'da gerçek tarihî kişiliğine oranla efsanevî kimliği daha geniş bir etkiye sahip olan Battal Gazi, Endülüs'den Orta Asya'ya kadar bütün İslam uluslarının ortak malı haline gelmiştir. Tarihî kaynaklarla efsanevi kaynakların iç içe girmesinden dolayı oluşan karmaşaya  rağmen, Battal Gazi'nin gerçek kimliğiyle efsanevî kimliğini birbirinden ayrı olarak ele almak gerekir.

Devamını (PDF/Adobe Acrobat) oku...

 
Üniversiteyi Kazanan Yeni Öğrenciler...

Üniversiteyi Kazanan Yeni Öğrenciler Kendilerini Yeni Döneme Hazırlamalıdır
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,  Çukurova Üniversitesi,
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

ÖSS sonucuna göre üniversiteye yerleştirilen yeni üniversite öğrencilerini kutluyor ve üniversite hayatına hoş geldiniz diyorum.

Üniversitelerimizde ne üniversite tarihi ve kültürünün tanıtımı, ne de üniversiteye uyum programının uygulanmadığı bilinmektedir. Yine öğrencilerimizin çoğunluğunun da üniversite okuyacak düzeyde lise eğitiminde yeteli olgunluğa erişmediği bilinmektedir. Uyum  programları veya üniversite ortamına hazırlık süreçleri uygulanamadığı için üniversite atmosferi ve üniversitelik bilinci öğrenci öğrencinin kafasında yeterince gelişmiyor. Bütün bunların sonucunda doğal olarak üniversite lisenin bir devamı gibi algılanıyor ve sonuna kadar da böyle devam ediyor. Üniversite hayatını yakından izleyen ve üniversitelilik bilincinin yeterince gelişmediği ülkemizde öğrencilerimizin başlangıçta kendilerini yeni döneme nasıl hazırlamaları gerektiği konusunda, kendilerine ileride büyük yarar sağlayacağını düşündüğüm bazı tespitlerim ve önerilerim olacaktır.

Devamını oku...
 
Öğretim Üyesi ya da Bilim İnsanı Kimdir?

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ

Mesleğe yeni başlayan genç bilim adamları için örnek bilim adamı Prof. Dr. Mahmut Sayın’a atfen

aristoteles.jpgÖZET

Uzun zamandır ülkemizin eğitim sorunlarını yurttaş bilinci ile bütünsel olarak işlemeye çalışıyorum. Bu süreçte, değişik üniversitelerden çok sayıda öğretim üyesi ve Lisans üstü öğrencilerin bana en çok sordukları soru, bilim insanını tanımlar mısınız? Bilim insanı kimdir?

Ülkemiz yüksek öğretimin temel sorunlarından biri de nitelikli bilim adamı sorunudur. Bugün üniversitelerdeki ciddi verimsizliğin temel nedeni bilim adamı yetiştirme ve belirleme yönteminin ciddi ölçütlerinin olmamasından kaynaklanmaktadır. Dünyanın hiçbir ülkesinde görülmeyen şekilde kendi çiftliğinden başka hiçbir üniversite atmosferini teneffüs etmeyen, diğer bir ifade ile adam sendeci bir yaklaşımla alınan öğretim üyelerinin kendini aşamaması veya bulunduğu ortamın psikolojik baskısına maruz kalması nedeniyle pasif (çekingen) bir bilim adamlığı (boynuz kulağı aşamaz) oluşmaktadır. Bütün bunların sonucunda bilimin ülkemizde istenilen şekilde yeşerememesinin temelinde akademisyenlik bilincinin yani bilim felsefesi, bilim kültürü ve tarihi bilinci yetersizliğinin her geçen gün kendini ciddi şekilde hissettirmesidir. Ülkemizi temsilen yaklaşık 30 ülkede öğrencilik ve araştırmacılık yaptım ve konferanslara katıldım. Açıkçası gelişmiş üniversitelerde gördüğüm bilim adamı portresi ile bizimkisini karşılaştırdığım zaman bağlantı kurmakta zorlandığımı söylemek zorundayım.

Devamını oku...

 
KURAN VE FATIMİ İSMAİLİLERİN...
Asghar Ali Engineer

KURAN  VE FATIMİ İSMAİLİLERİN  TAVİL’İ (BATINİ YORUMU)

Kur'an tanrısal, fakat yorumu(tefsir) insanidir.  Bundan dolayı çeşitli Kuran ayetlerinin birbirinden farklı yorumları bulunmaktadır. Kuran ayetlerinin yorumundaki  farklılıklar daha sonraki bir gelişme değildir; Muhammed Peygamberin dünyadan göçüşünden kısa bir zaman sonra başladı. Peygamberin ileri gelen bir kısım sahabileri birbirinden farklılaşmaya, bozuşmaya başladılar ve zaman geçtikçe bu farklılıklar inançsal görüşlerinde de derinleşti.

Yorum farklılıklarının çok çeşitli nedenleri vardır. Kuşkusuz en başta gelen, anlayıştan doğan farklılıklardı. Herhangi bir metin ve daha çok da simgeselliğe eğilimi olan kutsal metin, bir insanın kendi algılama ve zihinsel kapasitesine bağlı olarak anlaşılır. Ayrıca, bu ayetlerin anlaşılması, insanların kendi kişisel ya da ailesel geçmişine bağlıdır; kabile geçmişinin görgü ve terbiyesi, bağlı bulunduğu topluluğun kendine özgü özellikleri (ethos) dahi önemli bir rol oynayacaktır.

Devamını oku...
 
HACI BEKTAŞ VELİ GÜLÜ

haci_bektas_veli...jpg

Hacı Bektaş Veli gülü
Şah Sultanım Seyyid Ali
Fatma Ana'nın sümbülü
Nam-ı diğer Kızıldeli

Yol içinde Yol'u bilen
Avuç kumla deniz bölen
Hızır İlyas ile gezen
Şah Sultanım Seyyid Ali
Nam-ı diğer Kızıldeli

Devamını oku...
 
İMAM CAFER SADIK

İSLAM HUKUK (FIKIH) OKULLARI VE CAFERİ MAZHEBİ

Dr. İsmail Kaygusuz

8.yüzyılın ortalarından 9.yüzyılın ilk yarısını sonunda Ortodoks İslam mezheplerininin Sunnilik adı altında kuruluşları tamamlanmış, yani dört Sünni İslam hukuk anlayışı ortaya çıkmış; artık  bu dört farklı (şer’i) hukuk anlayışlarını kurucularının inanç ve görüşleri doğrultusunda geliştirip değişmez kurallara (dogmalar) bağlayacak olan din bilginlerinin (ulema)  çıkışı dönemi başlamıştır. Buna karşılık Ali ve Ehlibeyt yandaşlığı muhalefet olarak büyüyüp gelişerek çok sayıda kollara ayrılmış erken Şiiliğin ılımlı kesimi yönetimle uzlaşma içine girmiş. Ardından 9.yüzyılın sonlarından itibaren kendilerine İmamiye (Oniki İmamcı) demeye başlamışlardır. İmamiye, yüzyıllar sonra  sert bir ortodoks Şiiliğin temsilcisi Caferi mezhebine dönüşecektir. İncelediğimiz konuyla içiçeliği ve çok yakından ilişkisi dolayısıyla buna aşağıda genişçe değinilecektir. Ancak önce Sünni İslam hukuk okullarını kısa birkaç paragraf içinde vemek yerinde olacak. Bu paragrafları Paris’teki “Arap Dünyası Enstitüsü”nün(l’nstitut du Mode Arabe) web sitesinden (“Les Ecoles juridiques de l’Islam”, www.imarabe.org.com) özetledik.

Devamını oku...
 
TASAVVUF'TA AKIL


ALİ KAYKI

Alevi-Bektaşi inanç ve öğretisinde "Akıl", amaca ulaşmak için kullanılan bir araçtır. İnsanın, istenilen noktaya vardıktan sonraki gelişmelerde aklın kavrama yetisi ve dili yoktur. Bir meyve olgunlaşana kadar kendini hava, su ve mineraller ile beslerken ışık ve ısıdan da faydalanmak zorundadır. Tıpkı olgunlaşma dönemindeki insanın edinimleri gibi. İlmen ve aynel sahip olduğu bilgileri zekası ile yorumlayıp bunları yerli yerine oturtması ve buna göre yaşam sürmesi sonucunda insan, Hakk-el bilgilere (sezme yetilerine) ulaşır. Bu onun meyve gibi olgunlaşma dönemidir. Sezilerinin bütünlüğünde öyle bir noktaya erişir ki ledün İlmi denilen ve bilginin tamamı olan gerçek bilgi ile donanır. Bundan ötesi bilmeyi değil; yanmayı, yok olmayı gerektirir. Olgunluğunun uç noktasına gelen meyve de dalından düşerek yok olmanın sürecine girer. Artık minerallere, suya, havaya, ısı ve ışığa gereksinimi yoktur.

Devamını oku...
 
SİVAS YANGINI

 

Sivas'ta yakılan otuz beş can
Kalbimizin ortasında yaşayan
Laiklik ve demokrasi yolunda
Yanıp yakılırken ışıklar saçan

Saçları tutuşmuş alev kızılı
Tek tek adı beyinlerde kazılı
Tarihte unvanı 'kanlı' yazılı
Sivas'dı o Pir Sultan’ı da asan

Her biri kendi dalında tekti
Tek kusurları insan sevmekti
Şeriatçı yobaz yakıp kül etti
Kahrolsun şeriata kucak açan

Derviş Baba bu yalım unutulmaz
Dileriz Sivaslar bir daha olmaz
Bağnaz şeriatta barış hiç olmaz
Cihadı ibadet sayıp kan saçan

2 Temmuz 1994, Londra


2 TEMMUZ  SİVAS KIRIMI, DEVLETİN ALEVİ TOPLUMUNA VERDİĞİ BİR GÖZDAĞIYDI
İsmail Kaygusuz

2 Temmuz 93’te Sivas’ta
Madımak’tan yükselen kara duman,
yobazın yüzünün karası ve
Devleti yönetenlerin bağışlanmaz hatasıdır İ.K.-

Devamını oku...
 
SEMAH

Ali Duran Gülçiçek

ALEVİLİK’TE SEMAHIN ÖNEMİ VE YERİ

file0025.jpgKelime anlamıyla semah, Arapça kökenli “sema” sözcüğünden, gök, gökyüzü, işitme, dinleme demektir. Müzik ve semah nefesleri eşliğinde ilâhi bir aşkla, coşkuyla dönülerek yapılan ve Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde Samah, Zamah, Zemak  Pervaz, Mevleviler’de Sema olarak ifade edilen Semah, tasavvuf anlamıyla, Hakk’a ve hakikata ulaşmayı simgeler.

Varlık birliği ilkesine dayanan Alevi-Bektaşilik’te semahın, insanı insanla, insanı doğa ve Tanrı’yla birleştiren, bütünleştiren bir özelliği vardır. Semahlardaki hareketleri, dönüşleri (çark ve pervazları), İslâm öncesi doğa kültünden esinlenen bazı özellikleriyle, insan doğa ilişkilerine ve gezegenlerin güneşin etrafındaki dönüşüne benzetmek mümkündür. Semah esnasında, sağ elin avuç içleriyle göğe ve sol elin yere doğru uzatılması ise, “Hakk’tan alıp, halka verme”yi simgeler.

Hacı Bektaş Veli’ye göre, “Semah, ariflerin aleti, muhiplerin ibadeti, taliplerin maksududur.” 

  Haşa ki bizim semahımız oyuncak değildir;
  İlahi bir sırdır mecazi değildir.
  Her kim ki semahı bir oyun sayar,
  O cifedir, namazı kılınır kimse değildir.

Devamını (PDF/Adobe Acrobat) oku...

 
HETERODOKS İSLAM OLARAK PROTO-ALEVİLİK...

II.I HETERODOKS İSLAM OLARAK PROTO-ALEVİLİK, ALİ TANRISALLIĞI TEMELİNDE BİR TOPLUMSAL MUHALEFET HAREKETİ OLARAK İLK KEZ  SABAİLİK ADIYLA ORTAYA ÇIKMIŞTIR

II.I.1 Halife Osman (644-656) Zamanında Belirginleşen Sınıfsal Farklılaşma ve Çatışmalar

İslam Peygamberi Muhammed’in dünyadan göçmesiyle (632), Kureyş’in bir kolu olan Haşimi’lerin elinden çıkan  iktidar, üçüncü Halife Osman’la birlikte (644) Emevi sülalesine geçmişti. Muaviye ise babası Abu Sufyan’dan miras aldığı sahte müslümanlık ve Haşimi düşmanlığını ömür boyu sürdürecek ve bu miras kuşaktan kuşağa devredilecekti. Ebubekir ve Ömer’in 12 yıllık halifelik döneminin sonunda İslam devleti’nin sınırları Arap yarımadasını aşarak doğuda İran’ın içlerine; kuzeyde Doğu Anadolu’dan Azerbaycan’a; batıda Mısır’dan geçip Kıbrıs’a ulaşmış. Bir İslam İmparatorluğundan sözedilir hale gelmişti. Kur’an buyruğu Cihad adına fetihçi yayılmacılıkla yabancı toprakların talanı ve insanları köleleştirme ve sömürü çıkabildiği en yüksek yere ulaşmıştı. Varlık birikimi ve geniş topraklar belirli kişilerin ellerinde toplanıyor; refahı yükselen yönetici-askeri aristokrasi, bir sınıf olarak belirginleşiyordu. Kendisinden önceki iki halifenin süresince iktidarda kalmış olan Osman(644-656) döneminde iyice ortaya çıkan sınıfsal farklılaşma, çıkar çatışmaları, hoşnutsuzluklar ve baskıyı artırarak halk ayaklanmalarına giden yolu  açmıştı.

Devamını (PDF/Adobe Acrobat) oku...

 
...KERBELA VE KERBELA'NIN ÖCÜ

HALİFE ALİ (ö. 661) SONRASI  SİYASİ OLAYLAR, BÜYÜK DİRENİŞ SİMGESİ KERBELA VE KERBELA’NIN ÖCÜ

İsmail Kaygusuz

Sabailik inanç ve öğretisine felsefi açınımlar getiren, genişletip geliştiren ve çoğu kurucularının adlarıyla anılan alevi hareketleri Şehristani’nin verdiği bilgileri temel alarak sırasıyla incelemeyi sürdüreceğiz. Bunlardan bazıları toplumsal ve siyasi hareketler biçiminde örgütlenmiş ve kitleleri peşine takarak egemenlere karşı ayaklanmış. Zalimlere başkaldırmış, direnmiş, çokça kırılmışlar; yeniden toparlanmışlar. Bazıları  ise marjinal gruplar olarak toplumu ve yönetimleri sarsmış, inançları uğruna canlarını seve seve vermekten çekinmemişlerdir. Ancak bunları tek tek incelemeye geçmeden önce, elbette ki Ali sonrası tarihsel olayları, gelişmeleri  ve özellikle Kerbela olayını gözden geçirmekte yarar var.

Önce  J. Wellhausen’in Ali sonrası siyasi analizine kısaca göz attıktan sonra dönem hakkında görüş ve yorumlarımızı sürdürelim.

Devamını oku

 
BASIN AÇIKLAMASI

aa_amblem0001.jpg

28 Nisan 2008

 

KAMUOYUNA DUYURU!


Balkan ülkelerinde, yüzyıllardan beri faaliyetlerini sürdürmekte olan Alevi-Bektaşi Dergâhları’nın saygıdeğer sözcüsü, ayrıca Makedonya’daki Harabati Baba Dergâhı Postnişini Baba Mondi; Karacaahmet Sultan Dergâhı Dedesi ve Vakfı Başkanı Sayın Muharrem Ercan Dede ve Alevi Akademisi Başkanı Sayın Mustafa Düzgün ve yöneticilerinin hazır bulundukları bu basın toplantısında; aşağıdaki düşünce ve ilkeler bağlamında işbirliği ve dayanışma içinde olmaya karar verilmiş, aşağıdaki görüş, düşünce ve ilkeler temelinde tam bir mutabakat sağlanmış bulunmaktadır.

Tüm Türkiye ile birlikte Alevi toplumunun da ciddi badirelerden geçmekte olduğu bir gerçektir. Ta Emevi iktidarları döneminden başlayıp Abbasi, Selçuklu, Osmanlı dönemleri boyunca devam eden tutucu ve itici politikalar, ne yazık ki yüzyıllar sonra bugün, yani Türkiye Cumhuriyeti’nin 85. yılında,  aynı durum az bir farkla devam ediyor:

Devamını oku...
 
ALEVİLER'DEN BİRLİK TOPLANTISI HABER KÜPÜRÜ

hrriyet_avrupa_30_04_2008.jpg

 
PANEL VE MÜZİK DİNLETİSİ HABER KÜPÜRÜ
milliyet_avrupa_29_04_20080002.jpg
 
AA BİLİM KURULU SEBPOZYUMU

aa_amblem0001.jpg

 

ALEVİ AKADEMİSİ

 

BİLİM KURULU SEMPOZYUMU

 

(BREMEN, 9-10 HAZİRAN 2006)

 

Devamını (PDF/Adobe Acrobat) oku...

 
ALEVİ AKADEMİSİ 6. OLAĞAN GENEL KURULU...

ALEVİ AKADEMİSİ 6. OLAĞAN GENEL KURULUNU 5 NİSAN 2008 TARİHİNDE BEREMEN'DEKİ MERKEZİ YERİNDE GERÇEKLEŞTİRDİ

Alevi Akademisi 6’inci Olağan Genel Kurulunu 5 Nisan 2008 tarihinde Bremen'deki Genel Merkezinde gerçekleştirdi. Yeni oluşan Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulu görev dağılımını aşağıdaki şekliyle yapmıştır.

Kamuoyun bilgisine saygıyla duyurulur.

Alevi Akademisi
                                                                                 

Devamını oku...
 
Hz. ALİ´NİN DOĞUM GÜNÜ VE ...

Hz. ALİ´NİN DOĞUM GÜNÜ VE SULTAN NEVRÛZ

Mustafa Düzgün
Akademi Başkanı

1. Nevrûz ve Yılbaşı:
newruz11.jpgNev-rûz Farsça bir sözcük olup, yeni-gün anlamına gelir. Ne ki sözcük başlangıçtaki bu anlamıyla kalmamış, zamanla ve işlevlerine uygun olarak yeni-yıl. yeni-yıl’ın ilk günü, baharın gelişi ve doğanın canlanışı gibi anlamlar kazanmıştır. Arapça eserlerin çoğunda nayrûz diye de geçer. Türkiye’de "Mart Dokuzu", Türki diye adlandırılan devletlerin bir kısmında "Ergenekon’dan Çıkış Bayramı" şeklinde nitelendirildiği de biliniyor. Bu ve benzeri değişik nitelemelerin, Nevrûz’un geleneksel anlamı bakımından pek bir değişikliğe yolaçmadığını da belirtmekte yarar var.

Devamını oku...
 
Cem'in Tarihsel Gerçekliği...

Cem’in Tarihsel Gerçekliği, Sosyo-ekonomik ve Psikolojik İşlevleri Üzerinde Kısa Değerlendirme *

İsmail Kaygusuz

1.Tapınmanın Genel Tanımı ve Alevi Tapınma anlayışı

Tapınma sosyo-psiklojik  anlamda, toplumun üst yapısını oluşturan değerler ve kültür kat(man)larından din ve dinsel inançların temel ögesidir; bireyin Tanrısına yaranması, yani kendisini iyi bir kul olarak kabul ettirebilmesi için açığa vurduğu davranış ve eylem biçimlerinin tamamı olarak tanımlanabilir. Birey bunları uygularken, Tanrıya kendini daha yakın duyumsayarak, kazandığını düşündüğü yücelikle içsel ya da ruhsal dünyasını doyurduğu gibi, yaşadığı toplumda bir  üstkişilik belirlemesi  yapar.

Devamını (PDF/Adobe Acrobat) oku...

 
ABDAL MUSA SULTAN'DAN ÖĞÜTLER

 

zwischenablage01.jpg

 

ABDAL MUSA SULTAN’DAN
ÖĞÜTLER*

“İmdi ol Sultanın sırrını sakla.
Az söz söyle. İnançlı ve bağlı ol.
Kavgalı yerden kaç, uzaklaş.
Bilmediğin kişiye yakın olma.
Düşmanlığı sabit ve ilerlemiş kişi ile dost olma.
Hiç kimsenin düştüğü kötü duruma,
uğradığı bir musibete gülme.
Kendinden ulu kimselerle mücadeleye girişme.
Doğru (müstakim) ol,
sıkıntıları ve felaketleri sabırla karşıla.

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 22 Toplam: 134

Site'de Ara

Reklam

Kimler Online

Şuanda 3 misafir bağlı
© 2008 Alevi Akademisi
Joomla! GNU/GPL Lisansı altında korunan özgür bir yazılımdır.