1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Göçün 50. Yılında Siyaset ve Sanat

PDF Yazdır e-Posta

1961 yılında Almanya ile Türkiye arasında iki yıllığına bir işgücü anlaşmayla Türkiye’den getirtilen işçiler özel sınavlardan geçerek gelirler. Bu iş güçü İki yıllığına kiralanır. Ancak Almanya’nın işçi ihtiyaç sorununu kapatılmayınca bu süre ikiden beş yıla çıkarılır.

Berlin Alevi Toplumu’nda düzenlenen „Göçün 50. Yılında Siyasrt ve Sanat“ konulu konferansa konuşmacı olarak Alman Yeşiller Partisi Milletvekili Ekin Deligöz ve Halk Müziği Sanatçısı Hasan Yükselir katıldılar.

Berlin Alevi Toplumu Başkanı Ahmet Taner’in açış konuşmasından sonra, Federal Alman Meclisinin 4. dönem milletvekili Ekin Deligöz şunları dile getirdi:

"Sözleşmeli olarak Türkiye’den gelen ilk işçiler bir traktör, bir tarla satın alabilme veya küçük bir işyeri kurma hayaliyle geldiler. Almanya endüstrisinin hızla gelişmesiyle iki yıllığına sözleşmeli olarak gelen işçilerin sözleşmeleri 2 yıldan 5 sonra 8, sonra 10 yıllığına derken; oturma izni oturma hakkına ve daha sonra da süresiz oturma hakkına dönüştü."

Bugün ise 50. yıllını konuşuyoruz.

İlk yıllarda Alman çocuklarıyla Türk çocukları bir araya getirilmezdi. Münih ve Berlin’de Siemens evleri vardı. Genellikle yabancı kökenliler bu evlerde kalmaları teşvik edilir ve Almanlardan tecrit edilirlerdi. Alamanya genelinde 4’de 1, Berlin’deyse 3’de 1 Almanlar yabancı anne veya babadandırlar.

Berlin’de vergi ödeyenler % 15, sosyal yardımdan geçineneler % 40’dır.

Türk kızlarının % 47’sinin diploması yoktur.

Göçün 50. yılı tartışması doğru değil bence. Almanya’nın çok kültürlü bir ülke olduğu ve gelecek için çok kültürlülük tartışılmalıdır.

Berlin’de yaklaşık 60.000 Alevi yaşıyor. Burada doğan, büyüyen yani Almanca bilen gençlerin siyasete atılmaları gerekir.

Biz Yeşiller Partisi olarak Alman vatandaşı olsun veya olmasın bütün göçmenlere seçme ve seçilme hakkı istiyoruz.

Halk Müziği Sanatçısı Hasan Yükselir şunları söyledi:

"İnsanlarımız artık misafir veya yabancı işçi değildirler. Buranın bir parçasıdırlar. Entegrasyona (uyuma) evet ama asimilasyon kabul edilemez. İnsanlar asimile edilerek kendi öz kültür, inanaç ve yaşam biçimlerine yabancılaştırılamazlar."

Bir göçmen sanatı, edebiyatı oluştu burada. Göçmenler Alman edebiyat veya sanatı içinde boğulmamalı, kendi sanatlarını icra etmeli. Evrensel sanat içinde kendi sanatımızı da icra etmeliyiz. Sanatta zorbalık olmaz, açıklamasını yaptı.

 

Hıdır Ali Bingöl

Berlin, 13.03.2011