
Alıştıra Alıştıra Şeriata Gidiliyor
Admin tarafından yazıldı Cuma, 23 Nisan 2010 08:28
Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF) Genel Başkanı Ali Balkız, “Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevlerini Düzenleyen Kanun” ile Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yetkilerinin genişletildiğini belirterek, “Bu, tehlikeli bir durumdur. Bu, İran’a benzeme çabasıdır. Bu, şeriata doğru giden yolda alıştıra-alıştıra atılan adımlardan biridir” dedi.
Balkız, yaptığı açıklamada AKP’nin “freni patlamış kamyon” hızıyla Türkiye’yi şeriata doğru götürdüğünü belirterek, Anayasa tartışmaları, başkanlık sistemi, yargıya müdahale tartışmaları sürerken hükümetin sessiz sedasız, “Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevlerini Düzenleyen Kanun”da önemli değişiklikler içeren tasarıyı TBMM’de komisyondan geçirdiğini, muhalefet partilerinin de buna onay verdiğini belirtti.
'KİTAP YAKABİLECEKLER'
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın büyüdüğünü, yetkileri genişlediğini, parası ve kadrosunun giderek arttığını vurgulayan Balkız, söz konusu yasa tasarısı Meclisten geçmesi durumunda şunların olacağını kaydetti:
“Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) Türkiye’nin en büyük KİT’i olacak ve doğrudan Başbakan’a bağlı olacak, Diyanet İşleri uzmanı, uzman yardımcısı, imam-hatip ve müezzin-kayyımlar dışında, uzman imam-hatip, baş imam-hatip, baş müezzin, kuran kursu öğreticisi, kuran kursu uzman öğreticisi, kuran kursu baş öğreticisi gibi yeni kadrolar oluşturulacak. İl ve ilçe müftülüklerinde, ihtiyaca göre şube müdürlükleri kurulacak, Başbakanlık müşavirliklerinin sayısı on beşe çıkartılacak. Türk Diyanet Vakfı ile doğrudan organik ilişkiler kurularak kamu görevlilerinin bu vakıfta çalışabilmesinin önü açılacak. DİB, Dini Yayınlar Döner Sermaye İşletmesi’nin sermayesi yirmi katına çıkartılacak, DİB’na bağlı tüm personel’e dokunulmazlık sağlanacak, görevleriyle ilgili bir suç işlemeleri halinde, amirinin izni olmaksızın yargılanamayacaklar. Din İşleri Yüksek Kurulu, istek üzerine görüş bildirmek yerine, bundan böyle karar verebilecek. Başbakanlığın havalesine gerek kalmaksızın, bundan böyle, eserleri dini bakımdan doğrudan inceleyip mütalaa verebilecek, Kendilerince hatalı ve noksan buldukları eserleri Sulh Hukuk Mahkemesi kararı ile toplatıp imha edebilecekler. Resmi anlayış dışındaki hiçbir İslam yorumuna izin vermeyecekler. Kenan Evren gibi kitaplar yakabilecekler.”
ANKA


