gulcicek
Kullanıcı
| Mesaj: 21 |   |
|
çağın neresindeyiz - 19/05/2008 22:21
ÇAĞIN NERESİNDEYİZ?
Şimdi sorduğum bu soruya; ne demek neresindeyiz? Tabi ki içindeyiz diyenler olacaktır. Ben de bu cevaba; fiziki olarak tabi ki içindeyiz, ama anlayış olarak, zihniyet olarak neresindeyiz sorusunu soracağım… Evet, eğri oturup doğru konuşalım, çubuğu biraz kendimizden yana bükelim. Başkaları için sorduğumuz soruları, bugün kendimize yöneltelim. Kendimize şöyle bir dışardan bakalım… Ne görüyoruz? Sizi bilmem ama benim gördüklerim hiç iç açıcı değil. Afganistan’da Pervez Kambakş adlı gazetecilik öğrencisi bir genç, internetten kadın haklarını konu alan bir bildiri indirip üniversitede dağıtmak suçundan yargılandığı şeriat mahkemesinde idam cezasına çarptırıldı. Bir tek Afgan kadınları inceldiği yerden kopsun misali Kambakş için sokaklara çıkıyor, mitingler düzenliyorlar. Sokaklara yalnız Kambakş için değil, aynı zamanda bildiride yazılı olan kadın hakları için de dolduruyorlar... Bir genç, kadın haklarıyla ilgili bildiri dağıttığı için ölüme mahkum ediliyor. İnternette milyarlarca insanın istediği zaman bir tıkla ulaşabildiği bilgi, Afganistan’da genç bir insana idam cezası verilmesine neden oluyor. Bu olay 16. ya da 17 yüzyılda olmuyor, 21. yüzyılda gerçekleşiyor. Şaka gibi geliyor insana. İnsanın içini bulandıran kötü bir şaka… Benzer bir olay da Suudi Arabistan’da gerçekleşiyor. 11 yıl önce çalışmak için Suudi Arabistan’a giden Sabri Boğday’lı, komşusu olan Mısırlı bir terziyle kavga ederken Allah’a küfrettiği iddasıyla tutuklandı. Son duruşmada başı kesilerek idam cezası verilen Boğday için Hatay’da bulunan eşinin ricası ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Suudi yetkililerle görüşüyor. Henüz bir sonuç yok. Sabri Boğday’lının komşusuyla tartışırken bir anlıkta olsa hakim olamadığı öfkesi, ona idamın kapılarını aralıyor. İdamın bile tartışılır olduğu içinde bulunduğumuz çağda, böyle bir gerekçeden dolayı Boğday’ın yaşamına son verilme cezası veriliyor. Örnekler içerik bakımından birbirine çok benzemese de, verilen cezalar bakımından değerlendirirsek, ortak noktaları her ikisinin de hiç hakketmedikleri halde ölüme mahkum edilmiş olmaları… Her ikisi de şeriat kanunlarına göre bu cezalara çarptırılıyor. Her iki olay da İslam ülkelerinde meydana geliyor. Ne diyeyim daha? Farabi Batı’nın ilk Aristo’suydu. İbn’i Bacce daha 12 yüzyılda hapishanelerin olmadığı bir ülke düşü kurmuştu. Her türlü gerçeğin yalnız akıl ile bulunabileceğine inanan filozof, matematikçi, İbn’i Rüşt yazdığı yazılarla yeni dünyanın, yani Amerika’nın varlığı hakkında Kristof Kolomb’a fikir vermişti. Bu saydığım isimlerin hepsi 10. ve 12. yüzyıllarda yaşamış İslam filozofları… Nerden nereye… Yaşananlar içimi bulandıran kötü bir şaka gibi geliyor bana. http://www.istanbulcikmazi.com/?yazar=104&sira=1
|