Son haberler

En çok okunan Haberler

Anasayfa arrow Forum
Alevi.Org - Forum  


seyficakmakli
Yönetici
Mesaj: 186
graphgraph
 
Bu kullanıcının profilini görmek için tıklayın.
ALEVİLİK İSLAMIN İÇİNDE BİR MESHEPMİDİR - 01/04/2007 08:25 Alevilik İslamiyet içindeki bir mezhep midir?

--------------------------------------------------------------------------------

Cevaba geçmeden mezhep kelimesi ne anlama geliyor ona bakalım. Mezhep kelimesi Arapça olup “tutulan yol” anlamına gelmektedir. Bu anlamıyla Alevilik İslami bir mezheptir. Ancak hemen belirtelim ki İslamiyet eşittir Sünnilik veya Şiilik değildir. Yine Alevi inancına dar mezhepsel bir tanım Alevililerce asla kabul görmemiştir. “Sorma be birader mezhebimizi/Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır” deyimi Alevi inancının mezhepsel tanımı astığının simgesidir.

Alevilik İslami bir inançtır. Ancak bazı art niyetli kimseler Aleviliği İslam’dan ayırmaya çabalamışlardır.

Aleviliği kendi grupsal, ideolojik, bölgesel, etnik çıkarları doğrultusunda kullanmak isteyen kimseler Aleviliği bu düşünceye hizmet edecek şekilde tahrif etmişlerdir. Yine Emeviler döneminde doruğa çıkan ve daha sonraları da devam eden Alevi düşmanlığı da Aleviliği İslam dairesi dışında görmüştür. Onlara göre, onlar gibi düşünmeyen herkes İslam dışıdır. Bu düşüncenin çok yanlış olduğu ve çok acılara sebebiyet verdiği ortadadır.

Alevilik İslami bir inançtır. Ancak tekrar tekrar ısrarla belirtelim ki İslamiyet salt Sünnilik değildir. İslamiyet’i eşittir Sünnilik olarak algılayanlar İslamiyet’i bazı biçimsel kurallara indirgeyerek Aleviliğin İslam dışı bir inanç olduğu sonucuna varıyorlar. Halbuki varmaları gereken sonuç “Alevilik Sünnilik değildir ama Sünnilik ve Şiilikten farklı bir İslam inancıdır” sonucu olmalıdır.
  Yönetici herkesin yazı yazmasını engelledi.
seyficakmakli
Yönetici
Mesaj: 186
graphgraph
 
Bu kullanıcının profilini görmek için tıklayın.
Cevapla:ALEVİLİK İSLAMIN İÇİNDE BİR MESHEPMİDİR - 01/04/2007 08:39 --------------------------------------------------------------------------------

İslam nedir?
Seyyid Ebül-Vefâ:

- Hangi İslam’ı soruyorsun? Senin İslam’ından mı soruyorsun, yoksa benim İslam’ımdan mı?
Diye söyleyince o zat:
- İslam iki türlüdür mü diyorsun?
Dedi. Seyyid Ebül-Vefâ:
- Evet, iki türlüdür. Sizin İslam’ınız, imanınız aynıdır. Sen, Allah birdir, eşi ve benzeri yoktur, Muhammed Mustafa Hak peygamber diye dilinle söyler, kalbinle buna inanırsın. Allah’ın ve Resulü’nün emrini tutup onunla amel edersin.
Ama bizim İslam’ımız bazı değişiklikler içerir. Şöyle ki: biz imanın yanında, hiçbir zaman Allah Tealâ’dan gafil olmamak islam’dır deriz. Sizin orucunuz ramazanda fecrin ağarmasından güneş batıncaya kadar yemeden içmeden kesilmek ve akşam olunca da iftar etmektir. Bizim orucumuz ise; yiyeceklerden giyeceklerden ve bütün kâinattan uzak durmaktır. Bizim için esas önemli olan, bütün ahlak bozucu şeylerden uzak durmaktır. Zekât’a gelince; altından bu kadar, gümüşten şu kadar ve davardan şu kadar deyip, fıkıh kitaplarında açıklandığı gibi verirsiniz. Bizim zekât’ımız, mevcut olan her şeyi fazla fazla vermektir. Allah katında makbul olan nesnelerle zenginlik hâsıl edip, bütün varlıklardan el çekmektir.

“Kişinin dini aklıdır; aklı olmayanın dini yoktur.” Hz Muhammed

Şeriatın sözleri hakikatsiz bilinmez
Hakîkatin sözleri tarikatsız bilinmez[1]

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Savm-ı salat[2] ü hac sanma biter zâhid işin
İnsan-ı Kâmil olmağa lazım olan irfân imiş

Kande gelir yolun senin ya kande varır menzilin
Nerden gelüp gittiğin anlamayan hayvan imiş

Mürşîd gerektir bildire Hakk’ı sanma HAkk’el yakîn
Mürşîdi olmayanların bildikleri gümân imiş

Her mürşîde dil verme kim yolunu sarpa uğradır
Mürşîdi kâmil olanın gayet yolu âsân imiş[3]

Niyazi Mısri

Hacı Bektaş Veli ise;
“Ey derviş bil ki, oruç üç derecedir. Birincisi halk(avam) derecesi, ikincisi seçkinlerin(havas) derecesi ve üçüncüsü ise seçkinlerin seçkinleri derecesidir. Birinci derece orucu, karnı ve cinsel organları orucu bozan şeylerden korumaktır. İkinci derece orucu, gözü namahreme bakmaktan, kulağı uygun olmayan sözleri duymaktan ve dili konuşmaktan korumaktır. Üçüncü derece orucu ise peygamberlere ve evliyâlara mahsustur ki, bunlar gönlü Hakk’tan gayri şeyden korurlar. Nitekim Hz. Ali “dünya bir gündür ve orada bizim için oruç vardır”.Demek ki, onun bütün ömrü oruç tutmakla geçmiştir”[4]

“Namaz, oruç, haç ve zekât gibi ibadetlerin sonu yoktur. Salâtın sonu ilâhi olgunluk; zekâtın sonu gönlü Hakk’ın sevgisine yer vermektir. Orucun sonu Hakk da zenginleşerek yaratılış unsurlarından uzak durmaktır. Bu nedenle Yüce Allah kutsal kelâmlarından birinde şöyle buyuyor: “Oruç benim içindir ve ben onu mükâfatlandırırım”[5]

“Nitekim peygamberlerin sultanı “Müminin kalbi Allah’ın arşıdır”.Zahidin yetmiş yıllık ibadeti arifin saatlik tefekkürüne eşittir.”[6]

“Demek ki beş vakit namaz, insanın yavaş yavaş alışması, sürekli kılması içindir. Onlar “Salât edip salâtlarında devamlı olanlar”[7]

Yüce Allah ibâdet ve hizmeti, kulları yavaş yavaş Allah’a tapan kimseler olsunlar ve kendilerine tapmaktan kurtulsunlar diye emir buyurdu. Tıp ki annenin ilk önce yemekleri parmağının ucuyla tattırdığı, giderek yemeğe alıştırıp sütten kesildiği bir bebek gibi süt emen bir bebek gibi. Aynı şekilde dünya ve onun zevkleri de anne sütü; ibadet, marifet, hikmet de yemek gibidir. Demek ki beş vakit namazın insanın yavaş yavaş alışması ve namazı sürekli kılması içindir.Onlar “salât edip salâtlarından devamlı olanlar” topluluğuna katılırlar.Oturup kalkmaları ve yaşamları bu sofradan olanlar,Allah ile vardırlar,hiçbir zaman ölmezler.Bu sofradan nasibini almayanlar ise daimi namazın zevkini alamazlar.[8]
“Arş u ferş (gökyüzü ve yeryüzü) arasında çok nesneler vardır. İllâ âdemden ulusu yoktur”
Âriflerin taatı(Allah’a itaat) tefekkürdür, hem dünya ve ahreti terkdir.
Kur’an-ı Kerim Ahzab suresş 41–42. ayetinde “Ey inananlar! Allah’ı çok anın, o’nu sabah akşam tespih edin” denilmektedir. Zikrin çokluğundan maksat gönülden zikrdir, çünkü dil zikri daimi olmaz.
Hz. Mevlâna; namazın ruhu namazdan efdâldir(daha değerli).İmân namazdan efdâldir. Zira namaz beş vakitte ve halbuki imân daima farzdır; ve namaz edâdan (kılındıktan) sonra sâkıt (değersiz, geçmiş) olur ve te’hirine ruhsat (ertelenmesine izin) vardır. İmân hiçbir özü ile sâkıt olmaz ve te’hirine ruhsat yoktur. Namazsız imân fâide verir ve münafıkların namazı gibi imânsız namaz fayda vermez. Ve namaz her dinde bir türlüdür ve imân hiçbir dinde tebeddül etmez(değişmez).[9]

Yunus Emre ise:

Zahir suya banmadan, el ayak deprenmeden,
Baş sücûda inmeden kılınır tâatımız.
Ne Kâ’be vü ne mescüt, ne rükû ve ne sücûd,
Hakk ile daim becit olur münacatımız.[10]

Abdestimiz namazımız doğruluktur tâatımız
Aşk ile bağladık kamet, safımızdan kim ayıra[11]

* * * * * *

Şer ile hakikatın vasfını diyem sana:
Şeriat bir gemidir, hakikat onun deryasıdır.
Ne kadar muhkem ise tahtaları geminin,
Deniz mevc urucağız onu uşadasıdır.

Bundan içeri haber işit, söyleyeyim ey yâr:
Hakikatın kâfiri şer’in evliyasıdır.
Şûride olanların bi nihayet dünyada
Akıl, gönül, fehîm, can fikir onun nesidir?[12]

* * * * * * *
Ol benim derse reva,benliği bilen hata
Terk eder kendin rıza,aklı koyup aşk’uyan
Âşıkları sorarsan bî mezheb ü bî millet
Yolda kalıptır,sakın geceyle gündüz sayan.[13]

Sözleri ile İslam’ın farklı şekillerde yorumlanmasının özüne zarar vermeyeceğini, aksine daha da yücelteceğini gözlemliyoruz. Her velinin bir zahir bir de batın tarafı vardır. İçinde bulunduğu sosyal çevre gereği zahiri tarafı reddedemez, hatta örnek olmak için uygulamak zorunda olur. Ama esas tarafı batın tarafıdır. Çünkü mâna âlemine batın ile varılır. Zahir tarafı batına geçmek için bir araçtır.

----------------------------------------------------
kaynaklar:
Dursun Gümüşoğlu,"Tâcü'l Arifîn. Es-Seyyid Ebu'l Vefâ Menakıbnâmesi",can yayınları
Dursun Gümüşoğlu-Rıza Yıldırım "BEKTAŞÎ ERKÂNNÂMESİ",Horosan Yayınları


[1] İstanbul Maarif Kütüphanesi, “Niyazi Divanı”,s.190

[2] Savm: Oruç, Salât: Namaz, Zahid: İbadet eden, İrfan: Anlayış

[3] İstanbul Maarif Kütüphanesi, “Niyazi Divanı”,s.169


[4] Makalat-ı Gaybiyye s.41

[5] Makalat-ı Gaybiyye s.42 Ankara Gazi Üniversitesi Hacı Bektaş Araştırma Merkezi

[6] Makalat-ı Gaybiyye s.48

[7] Meraic Suresi 21. Ayet

[8] Makalat-ı Gaybiyye s.53


[9] Ahmet Avni Konuk, “Fîhî Mâ Fîh” Mevlâna Celleddin Rumî, İz yayıncılık s.32

[10] Abdulbaki Gölpınarlı “Yunus Emre”,Milliyet Varlık Yayınları s.106

[11] A.g.e s.73

[12] A.g.e s.104

[13] A.g.e s.89
Sücûd: Secde etmek, Tâat: İbadet, Becid: Çabuk, Mevc: Dalga, urur: Vurur, Münacat: Dua, yakarış, Şer: Allah emirleri, Şuride: Perişan, Bî mezheb ü bî millet: Hiçbir mezhebe ve dine mutlak bağlı olmayan, Uşadasıdır: kırılır
  Yönetici herkesin yazı yazmasını engelledi.
dilberadersim
Kullanıcı
Mesaj: 113
graphgraph
 
Bu kullanıcının profilini görmek için tıklayın.
Cevapla:ALEVİLİK İSLAMIN İÇİNDE BİR MESHEPMİDİR - 02/04/2007 17:47 seyfı abı sunnılere kalsa asıl ıslam onlarda

ama sunun farkında degıller ıslamın ahlaklısı ve hakkı bızde
  Yönetici herkesin yazı yazmasını engelledi.
fuzuli
Kullanıcı
Mesaj: 44
graphgraph
 
Bu kullanıcının profilini görmek için tıklayın.
Cevapla:ALEVİLİK İSLAMIN İÇİNDE BİR MESHEPMİDİR - 03/04/2007 22:30 seyfi abi paylaşım için sağol.. dilber sen ve islam) bence alevilik denen birşey yoktur.. alevilik sunnilerin bize taktığı bi lakaptan başka bişey değil.. biz hak muhammed ali yolunda gidenler mezhebe en başta karşı olan esas müslümanlarız.. imam caferi sadığa bi gün ehlıbeyt dostlarından birkaç kişi gidip mezhep kurmasını ve gerçek ınananların toparlanmasını istemişler, imam caferi sadık hemen karşı çıkmış, ben müslümanlığı bölersem diğer tarafta dedelerimin yüzüne nasıl bakarım demiş.... yani biz asla vede asla mezhep veya başka bı ayrım yapmamalıyız.. evlıyalarımız bunu en güzel şekılde anlatmış bizlere, bizim mezhebimiz yoktur , yolumuz vardır diyerekten.. aslında inancımıza göre alevi diye ayrılmaya bıle karşı olmalıyız, bize takılmış bi lakaptır bu bunu unutmayalım.. biz muslumanız ve en ufak bi bolunmeye bıle karsıyız.. o güzel şah değilmiydi müslümanlık bölünmesin diye üç kişiye biat eden??? teşekkürler çok güzel konu...
  Yönetici herkesin yazı yazmasını engelledi.
akmayan gozyasi
Kullanıcı
Mesaj: 28
graphgraph
 
Bu kullanıcının profilini görmek için tıklayın.
Anadolu Aleviliği - 04/04/2007 04:15 Bizler genellikle Aleviliği yorumlarken, beynimizde var olan inanç korkusunu üzerimizden atamadığımız için bu tür sorulara o doğrultuda cevap veriyoruz.
Dünyada dört dinden önce insanların yarattığı inanışlar vardı. bunların en çok bildiklerimiz yunan mitolojik tanrı ve tanrıcçaları, mısır tanrısı RA v.b. gibi. bunların yaradılış biçimleri insanların korrkularını örterek, yaşamlarına bir anlam katma çabasındandı. bu zamanla gelişen dünya karşısında, yeni inanışların doğmasına sebebiyet vermiştir. İslam'da bnların sonuncusudur. İslamiyet yayılmaya başlayınca; Anadolu'da bu buyruğun altına girmeyen, bu inanışı kendi gelenekleri ile yorumlayan bir inanış çıktı ortaya. buda Anadolu Aleviliğidir ki; oyüzden diğer ülkelerdeki alevilerden (Şiiler) den farklı bir uygulayış biçimimiz var. TAbiki her topluluğun çeşitli inanışları olduğu gibi bizlerin atalarının da vardı. Şuanki inanış şeklimize baktığımızda Şamanizimden örnekler görmemiz mümkündür. Bu nedenledirkiş; aleviliği bir dinsel olgu gibi görmek yalnıştır. Alevilik bence; bir kültürdü ve özünüde insandan alır. Bu nedenle alevilik bir mezhep değildir. YAlnız tüm İnanışları bir kültür olarak görürsek ki bu da böyledir, alevilik te bu kültürler içerisinde yeri olan başka bir kültür olur.
  Yönetici herkesin yazı yazmasını engelledi.
Anket
Sizce AKP Kapatılacakmı?
 
Arama Motoru

Müzik Kutusu
start Player
Yaşgünü
Bugün:
hakan (26)

Bugün:
umutilke (30)

Bugün:
hursehit (30)

Bugün:
secoroman (25)

Bugün:
Mert44 (19)

Bugün:
sari_turna (21)

Reklam
(C)2005 - 2007 Alevi.Org - Alevi Portal | Alevi.US - The English sites

Alevi.Org - Google Page Rank