Son haberler

En çok okunan Haberler

Anasayfa arrow Forum
Alevi.Org - Forum  


blue_sea23
Kullanıcı
Mesaj: 3
graphgraph
 
Bu kullanıcının profilini görmek için tıklayın.
namaz ve abdest - 27/12/2006 07:18 mrb canlar... namazın türkçe anlamı dua etmektir.namazın şekli kuranda belirtilmemiştir.hz muhammetten önceki peygamberler başka şekillerde dua etmiştir.hz muhammette bu şekilde namazı kılmıştır.allahın istedigi kuranda belirttigi vakitlerde,şükür ve dua etmektir.buda bir namazdır,sünniler diyorki aleviler hz muhammeti degil hz aliyi peygamber olarak görüyorlar.yanlış,bizde söyle bir üçlem vardır. ya allah,ya muhammet,ya ali. hatta şöyle birde deyişimiz vardır. ali bizim şahımız kabe kıblegahımız mihractaki muhammet o bizim padişahımız.yani canlar namaz(dua) insanın kalbindedir.allah herkesin kalplerindekini şüpesiz bilir.allah gösteriş için namaz kılanların vay haline diyor onlar yoksulu kakıştıran,öksüzü doyurmaya yanaşmayan her tür fesatlık yapanlardır ve onlar kıldıgı namazdan gafildirler.diyor. abdeste gelince kuranda temizlenin diyor şekil vermiyor önemli olan temizliktir .temizlik sadece namaz kılarken degil her zaman yapılmalıdır. aleviler her zaman temizlige özen gösterir.
  Yönetici herkesin yazı yazmasını engelledi.
john_nash
Kullanıcı
Mesaj: 1
graphgraph
 
Bu kullanıcının profilini görmek için tıklayın.
Cevapla:namaz ve abdest - 27/12/2006 19:14 paylaşım için tşk sağol

can
  Yönetici herkesin yazı yazmasını engelledi.
fbnergizce
Moderatör
Mesaj: 230
graphgraph
 
Bu kullanıcının profilini görmek için tıklayın.
Cevapla:namaz ve abdest - 28/12/2006 15:02 Paylaşımın için öncelikle teşekürler .

Bizim yolumuz bellidir. Eskiden alevilik bilinmiyordu, ama artık bilinmeyen tartışılmayan yönü kalmadı. Daha bizlere iftiralar atılıyorsa bizleri bilmediklerinde değil, kendi kötü ve fesat düşüncelerindendir. Neye inanmak istiyorlarsa inansınlar, bizler İnancımızın ve yolumuzun doğruluğunu biliyoruz ve sonsuza kadar yaşatacağız inancındayım.
  Yönetici herkesin yazı yazmasını engelledi.
drengin
Kullanıcı
Mesaj: 27
graphgraph
 
Bu kullanıcının profilini görmek için tıklayın.
Cevapla:namaz ve abdest - 28/12/2006 16:22 bizim yolumuz hak muhammed ali yoludur dostlar ağzınıza sağlık güzel açıklama yapmışsınız teşekkürlerimi sunarım inşallh bi gün bilmeyenlerde öğrenecek
  Yönetici herkesin yazı yazmasını engelledi.
dede1
Kullanıcı
Mesaj: 14
graphgraph
 
Bu kullanıcının profilini görmek için tıklayın.
Cevapla:namaz ve abdest - 27/01/2007 18:07 Kuran'da Tanrıya Dua (Namaz) Muhammed'in Uygulamaları ve Cami Anlayışı
Tanrıya dua (salat) Kuran’da tanımlanmaz ve kesin bir düzene de sokulmamıştır. Ne Peygamberin kendisi ne de sahabileri, daha sonraki din bilginleri tarafından üzerinde birleşilmiş katı biçimlenmeleri yerine getirmişlerdir. Muhammed dua törenlerini formüle ederken, hiç kuşkusuz birçok bakımlardan Ortadoğu’daki Hristiyan Keşişlerin rutin tapınmalarından (dularda düzenli aravermeler, diz üzerinde oturmalar, secdeler vb..) etkilendi.
Kuran, tapınma yerleri olarak mescitler, kiliseler ve sinagoglara sadece göndermeler yapar (Kuran 22, 40 : Bir kısım insanların (kötülüklerini), diğer bir kısmı ile defedip önlemeseydi, mutlak surette, içlerinde Allahın ismi anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler yıkılır giderdi...). Yine kiliseler ve sinagoglardan sözeden bir Hadis’e göre ise, Müslümanlara “onların içinde ibadetinizi yapabilirsiniz, orada şer yoktur” denilmektedir. Muhammed’in kendisinin arada sırada bir sinagogu ziyaret ettiği söylenir. Ayrıca Muhammed, 628 yılında Najran’dan gelen bir Hristiyan heyetine camide dua etmesine izin verdi. Muhammed, bir topluluğa, hemen hemen tüm topluma ilişkin fırsatlar ve işlerden dolayı toplu tapınmaya önem verirdi.
Törensel kurallar, yani abdest alma ve namaza durma usülleri rastgele uygulanıyordu. Muhammed, şimdi Ortodoks Müslümanların ısrar ettiği gibi çoraplı ya da yalınayak namaz kılmazdı, tam tersine ayakkablarıyla tapınma alışkanlığındaydı. Sadece tozu-toprağı gitsin diye ayaklarını yere vurur ya da süpürürdü. Shadad İbn Aus, Muhammed’in “Yahudiler ayakkabları ve çizmeleriyle dua etmezler, öyleyse siz onların tersini yapın” dediğini rivayet eder (Hughes, Thomas Patrick. A Dictionary of Islam, New Delhi: Cosmo Publications, 1977, s.470)
Bir hadis, namaz sırasında inananların birbirleriyle serbestçe konuştuklarını kaydeder. Muhammed’in kendisi bazı kereler, ibadet esnasında sevgili kız torunu Umama’yı omuzunda taşırdı; onu sadece eğilirken (rükuda) ve secdeye kapanırken yere oturtur, sonra onu yeniden omuzları üzerine çıkartırdı. Diğer bir hadis, Ali’den torunları Hasan ile Hüseyin’in namaz esnasında sırtına çıktıklarını söylemektedir. Kuran’ın hiçbir yerinde günde beş kez ibadet etmek için açık bir emir yoktur. Ayrıca sonraki Ortodoks İslamın beş vakit namaz reçetesinin kesin olarak Muhammed yaşarken saptandığına dair sağlıklı bir kanıt da yoktur.(Torrey, Charles Cutler. The Jewish Foundations of Islam, 2nd edn. New York: Ktav, 1967, s. 135) Konu üzerinde Kuran’ın dağınık ayetleri içinde yapılan analizler, namazların söylenildiği günün zorunlu saatleri ya da vakit sayısı hakkında herhangi bir kesin tanıma götürmüyor.
Bir Müslümandan dua etmesi (namaz kılması) için istenilen vakit sayısı, bizzat Muhammed’in kendi uygulamasından da zor çıkarılabilir. Peygamber çok ibadet eden bir kişiydi. O çeşitli zamanlarda, fırsat buldukça, daima belirli vakitlerde olmayan, bir günde beş kereden daha fazla namaz kılardı. Onun ve sahabilerinden bazılarının, tıpkı Hristiyan keşişleri gibi “günün üçte ikisi ya da yarısını, ya da gecenin üçte birini” ibadet ederek geçirdikleri bilinir. (Kuran 73, 20: Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, bazan yarısını, bazan da üçte birini yatmadan ibadetle geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını Rabbin elbette biliyor...)
İbn İshak, Muhammed’in Gece Seyahatı, yani Mirac sırasında göksel katların herbirinin önünde dururken, bir Müslümanın kaç vakit namaz kılması gerektiğini sorduğu üzerine bir öykü anlatmaktadır: "Bir ses 'günde elli kere' diye yanıt verdi. Aşağı inerken Musa Muhammed’e 'geri dönmesini ve her hangi bir Müslümanın böylesine sıkça namaz kılmak zorunda kalmaktan hoşlanmayacağı için sayının azaltılmasını sağla', diye konuştu. Musa tekrar tekrar onu geri göndererek derece derece otuza, sonra yirmiye, ona ve en sonunda beşe indirtti. Musa bunun bile fazla olduğunu hissettirdi, fakat tapınmayı azaltmak için bu kadar sık geri dönen Muhammed, daha fazlasını istemekten utandı ve öyle kaldı."
Bu hikayenin çağrıştırdığı şey, bir Müslümanın günde elli ya da beş vakit namaz kılma zorunda olması değil, fakat “Tanrıyı sık sık düşünmesidir” (Kuran 33, 41: Ey insanlar! Tanrıyı sıkça zikredin.). Kuran’da yazılı olduğu gibi, “Tanrıyı ayakta dururken, otururken ve yatarken” (Kuran 3, 191: Onlar ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken Allahı anarlar...) ve hatta “ yaya yürürken ve at üstündeyken anımsamaları, zikretmeleridir”(Kuran 2, 239: Eğer -herhangi birşeyden- korkarsanız, namazınızı yürüyerek yahut at-deve üzerinde kılın...). Kuran’ın hiçbir yerinde günde beş kez ibadet etmek için açık bir emir olmadığı gibi; yukarıda belirtildiği gibi, daha sonra Ortodoks İslamın ortaya attığı beş vakit namaz reçetesinin, kesin olarak Muhammed yaşarken saptandığına dair sağlıklı bir kanıt da yoktur .
İnananların üzerine bu kadar ağır yük yüklememek maksadıyla Muhammed, kendi örneğini izleyerek, Müslümanların ibadetleri üzerinde azaltma yaptı. Onun tapınmaları belirli olmayan “fasıla namazının” çeşitli vakitleri kadar, şafak öncesi-şafak sonrası, öğle öncesi-öğle sonrası, güneş batımı öncesi-güneş batımı sonrası, geceleyin ve geceyarısı sonrasıydı. Muhammed, Müslümanlar için sınırlama hissettiren düzenleme örneğini, sabah ile öğle ve akşam ile gece namazlarını birleştirip, bazı Müslümanların standart olarak değerlendirdiği gibi günde iki vakite indirerek verdi. Bu, Kuran’daki “dualarınızı gün batımında ve sabah erken yapınız” (Kuran 17, 78-79: Gündüzün güneş dönüp, gece karanlığı bastırıncaya kadar namaz kıl; bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı tanıklıdır./Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus nafile olmak üzere namaz kıl...) buyruğu üzerinde temellendirilir.
Namaz kılarken yüzün çevrildiği yön dahi bir kuşku sorunu olmuştu. Mutazililer, yandaşlarının ortak duygularını geliştirmek için Mekke’ye doğru dönme talebinin Peygamber tarafından önerilmiş olması gerektiğine inanırlar. Çünkü Kuran açık bir biçimde belirtmektedir: “Yüzünüzü doğuya ya da batıya çevirmekte dindarlık yoktur” (Kuran 2,177: Hayır ve iyilik yüzlerinizi doğu veya batı yönüne çevirmeniz değildir. İman ve dindarlık Tanrıya, ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamberlere inanmakla olur...). Ve yine “doğu ve batı Tanrınındır; bunun için her ne yana dönseniz,Tanrının yüzü oradadır”(Kuran 2,115: Doğu da Allahındır, batı da. Nereye dönerseniz Allahın yüzü oradadır, rıza gösterir...).
Muhammed dua ederken, Arapça okunmasında da ısrarlı olmadı; yandaşlarına dualarını kendi ana dillerinde söylemelerine izin verdi. Bu izni almada birinciliği Salman-ı Faris’e bağışladı (Ameer Ali, Syed, The Spirit Of Islam, s. 186).
Mekke yönünde programlanmış inananların geniş çoğunluğuna, bir günde birkaç kere belirli vakit sayısı, bir yabancı dil içinde (Arapça olarak) namazları monotonlaştırıldı. Müslümanlar dualarını katı bir biçimde abdes-gusül, dizüstüne oturma ve secdeye kapanma zorunluklarıyla yaptılar; dinin aslına aykırı, mekanik töre biçimine sokulmuş olarak ve hatta dindar görünüp ikiyüzlülük içinde bunlar uygulanmaktadır.
  Yönetici herkesin yazı yazmasını engelledi.
dede1
Kullanıcı
Mesaj: 14
graphgraph
 
Bu kullanıcının profilini görmek için tıklayın.
Cevapla:namaz ve abdest - 27/01/2007 18:10 Namazın Durumu
İslam’ın temel kaynağı olan Kuran’da namazın biçimi, zamanı, öğünleri, rekatları kesin bir açıklıkla belirtilmiyor. Namaz kılınması isteniyor, yalnız onun da iş saatlerini aksatmayacak bir zaman dilimine getirilmesine çalışılıyor. Kuran temelli İslam geceyi tapınmaya (ibadete), gündüzü ise çalışmaya ayırmıştır.[1] İsra 78’de “Gün ağarmasıyla gün batışı” arasında namazın gece kılınması buyurulur. İmam Ali de bu kanıdadır ve tapınımın / ibadetin / namazın / duanın gece yapıldığını “Divan”ında belirtir.[2] Kuran’da bununla ilgili birçok ayet var. Kuran’da beş öğün namaz belirtilmediğine ve inanandan istenmediğine göre demek ki, namazın beş öğün olarak kılınması Tanrı buyruğu değildir. İslami çevreler bunu kafalarına göre ayarlayarak insanların uymalarını zorunlu kılmışlardır.
Murtaza Dinçer namaza ilişkin Kuran ayetlerini, hadisleri ve Sünni bilim çevrelerinin verilerini eleştirel gözle irdeleyerek Kuran temelli İslam’da “beş öğün namaz”ın, özellikle öğünler arasında öğle ile ikindi namazlarının hiç söz konusu edilmeyeceğini belirler.[3]
Biz bu durumların özel bir açıklaması ve ayrıntısına gitmeyeceğiz. Burada özetlenen bilgileri yeterli göreceğiz. Kuran’ın namazla ilgili sure ve ayetleri şunlardır: İsra 78-79-110; Hud 114; Müzemmil 1-2-3-4-5-6-7-20; Bakara 43-83-153-110-117-238-277; Nisa 77-103-142; Nur 37-56; Maide 55; Meryem 54-55; Hac 78; Lokman 4-17; Mücadele 13; Araf 31-170; Taha 14-130-132; Mü’minûn 2; Al-i İmrân 17-113; Furkan 63-64; Fatır 29; Zümer 9; Zariyat 17-18; Ankebut 45; Secde 16; Yunus 87; İbrahim 31; Nasır 1-2; Mearic 22-23; Ma’un 1-7; İnsan 25-26;Kaf 39-40.[4]
Celal Yıldırım, Süleyman Ateş, Ömer Nasuhi Bilmen, Hasan Basri Çantay, Ali Fikri Yavuz ve Konyalı Mehmet Vehbi gibi Sünni çevrenin “alimleri”nin çoğu beş öğün namazın Kuran’dan olduğunu “zorlama” yorum ve çıkarsamalarla kanıtlamaya ve topluma kabul ettirmeye çalışırlar. İçlerinden bir bölümü de durumu bildiklerinden geçiştirmeye çalışır. Oysa Kuran’ın hiçbir ayetinde gündüz için namaz buyurulmamıştır. Buyurulan namazın da adı “namaz” değil, “dua” anlamına gelen “salat”tır. Hele öğle ve ikindi öğünlerine ilişkin namaz olduğu anlayışı tümüyle uydurmadır.[5]
Günümüzün Sünni dünyasının saygın ilahiyatçı bilim adamlarından Y. N. Öztürk, günümüzde uygulanan namazın Peygamber Muhammed’in namazına uymadığını belirtmektedir. Gerçi kimi çelişkilere de düşmüyor değildir. Öyle sanıyorum bu çelişkileri ve sözü dolandırarak söylemesi Sünni çevrenin baskılarının sonucu olmalıdır. Kitaplarından birinin bir yerinde; Kuran’ın incelenmesi ve Peygamber’in uygulamalarına bakılarak namazın “beş öğün ve her gün kılınması” gerektiğini, bunun “ameli bir farz” olduğunu, Peygamber’in ümmeti için sayısını, zamanını ve biçimini öyle “bildirip uyguladığını” yazar.[6] Fakat konunun devamında asıl tesbitlerini verir.
“Namazın bugünkü yapılış biçimi büyük ölçüde Emeviler tarafından belirlenmiştir. Enes b. Malik (ölm. 708) gibi seçkin bir sahabe Emevilerin namaz üzerindeki dejenerasyonunu yakınarak anlatmaktadır”.[7] der ki, asıl doğru olan tesbit budur.
Emeviler tüm İslam’ı bozdukları, değiştirdikleri, kendi isteklerine göre uyarladıkları gibi, namazı da değiştirmiş, Peygamber dönemindeki uygulamaya göre bozup değiştirmiş ve birçok eklemeler yapmışlardır.
Y. N. Öztürk bir başka çalışmasında da namazın aslına göre değiştirildiğini belirtir. Günümüzde kılınan namazın Peygamber’in namazına uyup-uymadığı sorusuna; “Hayır uymuyor. Özellikle camilerde topluluk halinde kılınan namazlar Hz. Peygamber’in uygulamasına büyük ölçüde ters düşmektedir”. der. Namazın zorlaştırma doğrultusunda bir bozuma uğratıldığını da şu sözleriyle belirtir: “Her şeyden önce namazı günlük yaşamda problemler yaratacak zorlaştırmalarla acayip bir kılığa sokmuşlardır. (… Hem biçimini zorlaştırmışlar, hem de eklemeler yapmışlardır”.
“Namazın sünnetleri” deyimini bile yanlış bularak, Müslümanların yerine getirmesi gereken namazın “farzlardan ibaret” olacağını belirtir.[8]
Demek oluyor ki, Muhammed-Ali Yolu ve onun uygulama biçimi halifeler, Emeviler ve Abbasilerce bozularak, gerekli-gereksiz eklemeler yapılarak kendilerine uygun duruma getirilmiştir. Bu durum, bir özünden sapmadır. Dört Sünni mezhep bu yozlaşma-bozulma gelimesinin savunucuları ve kabul ettiricileri olurlar. Kuramsal çalışmalarıyla bu doğrultuda bir Sünni ideolojiyi, yani İslami din anlayışını yapılandırırlar. Peygamber İslamı’nın karşısında üretilen bu İslami biçimi ve yorumu resmi İslam olarak kitlelere benimsetip, kabul ettirirler. Bunun ötesinde Muhammed-Ali çizgisine bağlı kalan Şiilik, Alevilik gibi mezhepsel eğilimlerse “beşinci mezhep”, “rafizilik”, “ibahilik” gibi suçlamalarla baskı altına alınarak etkisiz kılınmıştır. Oysa, asıl sapma ve bozulma Muhammed-Ali çizgisinin dışında gelişeni, yani kendilerini “dört mezhep” çerçevesinde sunan, kendilerini İslam’ın resmi çizgisi olarak benimseten bu akımlardır.
Namaz, uygulamada hep gündüze getirilmiştir. Sadece beşinci öğün olan yatsı namazı geç vakte bırakılmıştır. Oysa Kuran’ın Müzemmil 1-2-3-4-5-6-7, Hûd 114, İsra 79, Furkan 64, Zümer 9, Zariyat 17-18 ve İnsan 25-26. ayetleri namazın gece kılınmasını gerekli görmektedir. Nedense hiçbir din adamı Tanrı buyruğunun bu biçimini inanırlara duyurmamış, özüne uyması gerekeni istememiş; gündüze getirilerek kolayına kaçılmıştır. Oysa, Tanrı; tapınımı geceye, işi ise gündüze getirmiş ve böyle olmasını istemiştir.
Ayşe’nin bir rivayetine dayanan kimi İslam yazarları Miraç’ta 2’şer rekat farz kılınan öğün namazları Hicret’ten bir ay sonra 4 rekata çıkarılmış, yalnız akşam namazı 3 rekat olarak kalmıştır. Ezan okuma geleneği de bu sıra başlamıştır.[9] Her ne kadar bundan önce de namaz kılınıyorsa da “beş öğün namaz” “Miraç gecesi” farz olur.[10] Peygamber, ilk Cuma namazını da bilindiği gibi Medine’ye göçü sırasında Ranuna vadisindeki mola verilişi sırasında kılar.[11] Yani peygamberliğin gelişinden 12 yıl sonra bu ibadeti başlatmıştır. Oysa, peygamberlik gelmesiyle birlikte Hz. Muhammed namaza başlamıştır. Miraç olayı ise bu olaydan 7-8 yıl sonra olmuştur. Peygamber bu arada namazı kaçar rekat ve hangi öğünlerde kılmıştır? Hicret sonrası neden böyle bir değişikliğe, yani rekatlarda “arttırıma” gidilmiştir? Doğallıkla, bunlar yanıt bekleyen, boşlukta olan sorulardır.
Namazın aslında “beş öğün”, yani günde beş vakit namaz kılma koşulu yoktur. Namazlarının rekatları da bu kadar çok değildir. Aşırı ve gereksiz ölçüde, zorlaştırmaya yönelik öğün namazlarına rekat eklemeleri yapılmıştır. Y. N. Öztürk öğünlere göre namaz rekatlarının ilmihallerde 4+10+8+5+13, Cuma 16, teravih 20 rekat verilişini ve bunun uygulanışını yanlış bulur. Doğrusu olarak şunu önerir. Öğünlere göre; 2+4+4+3+4. Cuma namazı 2 rekattır. Teravinin resmi bir sayıya bağlanamayacağını, dileyenin dilediği kadar kılabileceğini, Peygamber’in teraviyi toplulukla değil, yalnız kıldığını belirtir. Bütün bunlardan çıkarılan sonuç; bir Müslüman Ramazan ayında günde 68, Ramazan ayı dışındaysa 40 rekat namaz kılmaktadır. Bu Emevi-Abbasi zihniyetiyle beslenen Sünni ideolojinin namaza kazandırdığı yapıdır. Oysa, Y. N. Öztürk’e göre; günlük namaz 17 rekattır. Cuma günleri ise rekat sayısı 19 olur.[12] Doğallıkla Y. Nuri Öztürk Kuran’da olmayan öğle ve ikindi namazlarını da bu toplama katmıştır. Bunlar çıkarılırsa geriye Kuran’a ve Muhammedi İslam’a göre bir inananın kılması gereken namaz rekat sayısının 9 olduğu görülür.[13]
Y. Nuri Öztürk’ün açıklamalarına göre camiler yalnızca “farz namazlarının icrası için” kullanılmalıdır. Bu farzlar hicretten önce “ikişer rekat” olarak kılınmıştır. Daha sonra Peygamber’in uygulamasıyla bunlar günlük 17 rekata çıkarılmıştır. Bunun ötesinde rekat sorununu “ictihadi” olarak görür. Peygamber, sünnet namazlarını cami dışında kılmıştır. Ali vitir namazı için çağrıda bulunulmasını dahi yasaklamış ve cami dışında tutarak isteğe bağlı duruma getirmiştir. Farz dışındaki namazların cami dışında kılınması “Muhammedi sünnetlerden”dir. Vitir de öyledir.[14]
Sünni çevrenin en sağduyulu bilim adamlarından olan Y. Nuri Öztürk İslam’ın böyle yozlaştırılarak Muhammedi çizgisinden uzaklaştırılması konusunda haklı olarak yakınır ve ortaya çıkan durumu “ucube manzarası” olarak niteleyerek;
“İslam diye sunulan ve yaşanan istisnalar bir yana olmak üzere Kuran ve sünnetten koparılmış ve gelenekler yığını durumuna getirilmiş bir ucube manzarası arz etmektedir”der.[15]
Kuran’ın ve Peygamber Muhammed’in en iyi ve içtenlikli izleyicisi, onun koyduğu yola canı pahasına bağlı olan ve yaşama geçirmeye çalışan İmam Ali namaz, oruc, zekat ve hac gibi İslami kurallara dayanan İslamiyet’ten yanadır. Vasiyetnamesinde çocuklarına, yakınlarına ve yandaşlarına önerisi bu doğrultuda olmuştur.[16] O da namazı, “dinin direği” olarak görür, bırakılmamasını ve namazla birlikte diğer kuralların da yerine getirilmesini ister.[17] Yalnız ahlâkı ve iyi insan olmayı namazdan-oruçtan üstün tutar.[18] İslami kuralların ve namaz-oruc gibi temel uygulamaların abartılarak yerine getirilmesine karşıdır. Sadece “farzları” yeterli görür. Uzatılmasını bıktırıcı bulur. İlkesi namazı, “en zayıfının kıldığı namaz gibi” kıldırmaktır.[19] Namazı gerekli gören Ali, “Tanrı için iki rekat”ı yeterli bulur.[20]

-----------------------------------------------

[1] Bkz. Baki Öz: Aleviliğe İftiralara Cevaplar, Can Yay. İstanbul 1997, 2. basım: 116 vd.
[2] Bkz. Hz. Ali’nin Şiirleri (Çev. İ. Z. Eyuboğlu): 155; Hazreti Ali Divanı (Çev. V. Atila): 192.
[3] Bkz. Dinçer (1996): 74-95, 128-128.
[4] Bkz. Dinçer (1996): 87.
[5] Geniş açıklama ve değerlendirmeler için bkz. Dinçer (1996): 74-94, 121 vd.
[6] Bkz. Y. Nuri Öztürk: Kuran’ın Temel Kavramları (1997): 455.
[7] Y. N. Öztürk: Kuran’ın Temel Kavramları (1997): 460.
[8] Bkz. Yaşar Nuri Öztürk: İşte İslam: 54-59.
[9] Bkz. Gölpınarlı (1991): 78; Dinçer (1996): 86.
[10] Kısas-ı Enbiya (1985), C. I: 109.
[11] Kısas-ı Enbiya (1985), C. I: 124.
[12] Bkz. Yaşar Nuri Öztürk: İşte İslam: 55. Ayrıca bkz. Dinçer (1996): 122 vd., 127 vd.
[13] Bkz. Dinçer (1996): 128.
[14] Açıklamalar için bkz. Y. Nuri Öztürk: Kuran’ın Temel Kavramları (1997): 461 vd.
[15] Bkz. Yaşar Nuri Öztürk: Peygamber Buyruğu Hadis-i Şerifler: 16 vd.
[16] Vasiyetnamesi için bkz. Gölpınarlı (1990): 292.
[17] Bkz. Hz. Ali: Nehc’ül-Belâga (1972): 65, 110, 294.
[18] Bkz. Hz. Ali: Nehc’ül-Belâga (1972): 294.
[19] Bkz. Hz. Ali: Nehc’ül-Belâga (1972): 379, 385.
[20] İmam Ali’nin bu yaklaşımı şiirlerine de yansımıştır. Bkz. Hz. Ali’nin Şiirleri (Çev. İ. Z. Eyuboğlu): 52; Hazreti Ali Divanı (Çev. V. Atila): 62, 170, 177.
  Yönetici herkesin yazı yazmasını engelledi.
dede1
Kullanıcı
Mesaj: 14
graphgraph
 
Bu kullanıcının profilini görmek için tıklayın.
Cevapla:namaz ve abdest - 27/01/2007 18:11 İkinci defa yazıldığı için iptal

İletiyi düzenleyen: dede1, de: 30/01/2007 03:44
  Yönetici herkesin yazı yazmasını engelledi.
dede1
Kullanıcı
Mesaj: 14
graphgraph
 
Bu kullanıcının profilini görmek için tıklayın.
Cevapla:namaz ve abdest - 27/01/2007 18:12 İki defa yazıldığı için iptal

İletiyi düzenleyen: dede1, de: 30/01/2007 03:42
  Yönetici herkesin yazı yazmasını engelledi.
Anket
Sizce AKP Kapatılacakmı?
 
Arama Motoru

Müzik Kutusu
start Player
Yaşgünü
Bugün:
ali44 (1)

Bugün:
üryancoş_07 (1)

Bugün:
ozkanant (28)

Bugün:
evindare (27)

Bugün:
devrim_62 (26)

Bugün:
sesizbezgin (-50)

Reklam
(C)2005 - 2007 Alevi.Org - Alevi Portal | Alevi.US - The English sites

Alevi.Org - Google Page Rank