gulcicek
Kullanıcı
| Mesaj: 20 |   |
|
lümpen sanatçı - 31/05/2008 20:29
MEMLEKETİMDEN LUMPEN “SANATÇI” MANZARALARI
Çok köklü bir kültürü olan topraklarda yaşıyoruz. İlkçağ’dan beri çeşitli medeniyetlere beşiklik etmiş Anadolu. Yeryüzünün en eski yerleşkelerinden bazıları (Çatalhöyük, Çayönü... vb) Cilalı Taş Devri'nde burada kurulmuş. Yaklaşık 10 bin yıllık bir geçmişi var. Bu rakamlar ilk etapta size az gelebilir ya da bir şey ifade etmeyebilir. Ama Amerika'nın topu topu 500 yıllık bir geçmişi olduğunu düşünürsek, aradaki farkın ne kadar büyük olduğunu görebilirsiniz. İşte medeniyetler bakımından bu kadar zengin olan bu toprakların torunlarıyız biz. Bazen öyle insanlarla karşılaşıyoruz ki; kendi kendimize bu kadar güçlü medeniyet geleneğinden gelen bu coğrafyada bu insan hiç mi bu kültürden nasiplenmemiş diyesimiz geliyor. Şaşırıyoruz. Onun yaptığı kabalık adına, insan olarak biz utanç duyuyoruz. Yüzümüz kızarıyor. Hele de bu kişi, milyonların izlediği ve takip ettiği bir türkücü olunca… İş daha çetrefil bir hal alıyor. 1 Mayıs’ta Fenomen adlı TV programının konuklarından birisi de İbrahim Tatlıses’ti. Programda şu bildiğimiz yemek kaşıklarının parmakla sürtünme yaratarak bükülmesi sonucu, Urfalı ses "sanatçısı" şaşkınlığını dile getirmek için defalarca: “Çüşşş lan, bu ne la!..” dedi. Vakaları daha önce de bilinmesine karşın, Tatlıses’in duygularını ifade ederken kullandığı kelimeler yine tartışma konusu oldu. Tekrar etmekte fayda gördüğüm bir nokta var ki o da İbrahim Tatlıses’in kelime dağarcığının çok sınırlı olduğu ve bunun yüzde 90’ından fazlasının argo olduğudur. Tatlıses, İbrahim Tatlıses olduğundan bu yana, yani popülerleştikten ve geniş kitleleler tarafından tanındıktan sonra da bu konuda hiçbir yol katedememiştir daha doğrusu katetmek istememiştir. Eski tas eski hamam yola devam etmiştir. Çünkü Tatlıses büyük şehre henüz gelmiş ve tutunamamış insanların hitap ve davranış tarzını taklit ederek; TV’de reyting yapmaya çalışmayı, kent kültürüne henüz adapte olamamış insanların duygularını sömürmeyi kendine “iş” edinmiştir. Amaç çok izlenmek, amaç çok dinlenmektir. Gerisinin hiçbir önemi yoktur. Yok efendim sanatçı sorumluluğuymuş, yok geniş yığınlar tarafından izlendiği için kendine çeki düzen vermekmiş falan bu düşünceler Tatlıses’in yanından bile geçmez. Kendini geliştirme olanağı bulamamış insanın lanlı lunlu konuşması anlaşılırdır. Ama On yıllardan beri İstanbul’da yaşayan bir insan, bir türkücü hala lanlı lunlu konuşuyorsa orada durmak lazım… Bunun iki nedeni olabilir: Ya yığınların en geri yanlarını kaşıyarak popülizm yaparak sempati uyandırmaya çalışıyordur ya da kelimenin gerçek anlamıyla hala kendini geliştirmek bakımından en geri noktadadır. Kent yaşamından, kültüründen zerre kadar nasiplenmemiştir. İbrahim Tatlıses bakımından için sadece birincisidir diyemiyeceğim. Tatlıses, büyük bir kentte yaşıyor olmanın nimetlerinden faydalanmamıştır. Faydalanmaya niyeti de yoktur. Eğitim ve kültür söz konusu olduğunda dilinden düşürmediği bir söz vardır Tatlıses’in: “Urfa’da Oxword vardı da ben mi okumadım…” İbrahim Tatlıses’in Anadolu’nun medeniyet ve kültürel zenginliğinin dünyanın sayılı yerlerinden olduğunu bilse bir kere Oxford’a kadar gitmez, yarım yamalak İngilizce’siyle Oxford örneğini vermezdi. İşte memleketimden içimizi acıtan bir lumpen "sanatçı" manzarası… http://www.istanbulcikmazi.com/?yazar=104&sira=6
|